Kenthaberi.com | Kentin nabzı

Acılı baba 17 yıl sonra Milliyet’e konuştu: ILS cihazı olsa ölmeyeceklerdi

İstanbul-Diyarbakır seferini yapan THY RJ-100 tipi uçak, 8 Ocak 2003’te inişe hazırlandığı sırada Diyarbakır’da pist yakınında ağır sis nedeniyle …

Acılı baba 17 yıl sonra Milliyet’e konuştu: ILS cihazı olsa ölmeyeceklerdi
0 views
05 Mart 2020 - 9:30

İstanbul-Diyarbakır seferini yapan THY RJ-100 tipi uçak, 8 Ocak 2003’te inişe hazırlandığı sırada Diyarbakır’da pist yakınında ağır sis nedeniyle düşmüş, 3 kesime ayrılan uçaktaki 75 kişi yanarak ölmüştü. Sivil Havacılık Umumî Müdürlüğü’nce hazırlanan raporda, hava puslu olmasına karşın pilotların pisti görmeden inmekte ısrarcı davrandıkları belirtilmişti.

Diyarbakır’daki kazada ölen uçağın 2. pilotu İsmail Altuğ Ulusu’nun pederi, Türkiye Futbol Federasyonu eski yöneticisi Kemal Ulusu suskunluğunu 17 yıl sonra bozarken şunları söyledi: “Sabiha Gökçen’deki kazanın akabinde bildiklerimi söylemeye karar verdim. Diyarbakır’daki pistte ILS cihazı olsaydı kaza olmayacaktı. ILS cihazlarının pistlere takılması için kişilerin ölmesi mi gerekiyordu? Dünürüm, emekli general Ekrem Dinç, kazadan sonra kara kutuyu dinlemiş. Ağlayarak son konuşmaları bana anlattı. Ağır sis nedeniyle uçak birinci denemede pisti pas geçiyor. Bir numara kaptan da vefat etti, ailesini incitmek istemem ancak Altuğ’un tüm ‘pas geç’ ikazlarına karşın inmeyi deneyince kaza oluyor. Ekrem Paşa, kara kutu kayıtlarında, Altuğ’un ‘pas pas’ diye bağırdığını, velev bir ara sinkaflı olarak ‘pas, pas’ diye bağırdığını’ anlattı. Diyarbakır’daki facianın 1. nedeni, pistte ILS cihazının olmamasıydı. ILS cihazı olsa, bir numara kaptan konum uzaklığını ölçüp, sağ salim indirecekti.”

‘Pilot istemedim’

Kemal Ulusu, oğlu Altuğ Ulusu’nun pilot olmasını istemediğini belirterek, “Oğlum her keresinde, ‘Baba sakın RJ 100 uçakları ile uçmayın, mütemadi arıza çıkartıyor’ diyordu. Oğlumuza uçmaması için yalvarıyorduk. Altuğ’un çocukluğundan itibaren en büyük tutkusu pilot olmaktı” dedi.

‘Yargıda hesap vermeliler’

Kemal Ulusu şunları anlattı: “Kaza olduğunda Antalya’daydım. Eşim çığlıklar içerisinde aradığında, dünyam başıma yıkıldı. Sonra Ali Şen ve Cem Uzan aradı. Uçak gönderip beni aldırdılar. Cenazeleri almaya gittiğimde oğlumun yanmadığına şükrettim. Camdan fırlamış. O tarihte DHMİ Umum Yöneticisi Mahmut Tekin, Sivil Havacılık Umumi Yöneticisi ise Serdar Cebeci’ydi. Biz kimseden şikâyetçi olmadık lakin artık arkaya dönüp baktığımda, ihmali olanların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum.”

sanalbasin.com üyesidir